Maltepe Fen Bilimleri Anaokulu’nda uygulanan eğitim programı çocukların gelişim özellikleri dikkate alınarak hazırlanmıştır. Programımız; çocukların bilişsel, sosyal, duygusal ve fiziksel gelişimlerini dengeli şekilde desteklemeyi hedefler.

A)  Montessori Eğitim

Türkiye’de okulöncesi eğitim, uzun yıllar sonra önem kazanmıştır. Anaokulları, eğitim dünyasında temeli atılacak ilk yerdir. Bunun önemini felsefe yapan Maltepe Fen Bilimleri Anaokulu, okulöncesi eğitimin “bir bakım merkezi, çocukların oyalanacağı bir yer” olarak algılanmaması gerektiğini vurgulamaktadır. Çocuğun bilişsel, sosyal ve fiziki gelişimi için uygun eğitim ortamları oluşturulmalıdır. Bu felsefe ile yola çıktığımız Maltepe Fen Bilimleri Anaokulumuzda montessori eğitim modelini anaokulu eğitimimize entegre ettik.

Miniklerimizin oyuna doyduğu, huzur dolu ve kendileri olmak yolunda ilk adımları attıkları bir okul olmayı amaçladık.

   Miniklerimize ödül ve ceza ile yaklaşan bir eğitim sistemi ile değil, yaşamı                                          içselleştirerek var olmalarını destekleyen bir eğitim sistemi ile onlara eşlik etmek  istiyoruz. Aktiviteden aktiviteye koşan çocuklar değil, her aktivitenin tadını çıkaran mutlu çocuklar yetiştirmeyi hayal ediyoruz.

Maria Montessori

Maria Montessori, İtalya’da 31 Ağustos 1870’te doğdu, İtalya’nın ilk kadın doktorlarından biri oldu. Tıp eğitiminin ardından Roma Psikiyatri Kliniği’nde çalışarak özellikle çocuklarla ilgili gözlemler yaptı. Buradaki deneyimler Montessori’nin eğitim anlayışının temelini oluşturdu.

Montessori Yönteminin Doğuşu

1907’de Roma’da açtığı Casa dei Bambini (Çocuklar Evi) ile birlikte çocuk merkezli, bireysel öğrenmeye dayalı Montessori eğitim modelini uygulamaya başladı. Bu yöntem kısa sürede tüm dünyada ilgi gördü.

Maria Montessori Felsefesi

“KENDİ BAŞIMA YAPABİLMEM İÇİN BANA YARDIM ET!” sözünü temel alan Montessori felsefesi 1907 yılında ilk Çocuklar Evi’nde uygulanmaya başlamıştır. Montessori metodu İtalya’nın ilk kadın doktoru olan Maria Montessori tarafından geliştirilmiştir. Montessori metodunun ilk temelleri zeka engelli çocuklarla atılmış ve elde ettiği başarı sonucunda bu yöntemi normal çocukların eğitiminde uygulamaya karar vermiştir. İlk Çocuklar Evi ile uygulanmaya başlanan metot çocukların ilgi, tutum ve davranışları rehberliğinde olgunluğa ulaşmıştır. Montessori metodu okul öncesi kurumlarından başlanarak tüm eğitim basamaklarında uygulanmaktadır.

Montessori Sınıfının Özellikleri

Bireysel eğitimin temelleri çocuk daha ilk sınıfa girdiği anda atılır Sandalye ve masa nasıl taşınır, eller nasıl yıkanır, sınıfta nasıl yürünür ile başlayan ve materyallerin kullanımı ile ilgili sunumlar yapılır. Bireysel eğitim, çocuğun ilgisi ile başlar ve çocuğun hızına göre devam eder. Çünkü temelde çocuğun kendi potansiyelini keşfetmesi yatar. Bu keşif yolunda çocuk bir rehbere ihtiyaç duyar. Montessori öğretmenlerinin en önemli özellikleri sabır, gözlem yeteneği, sessizlik ve pasiflikti. Öğretmen, Maria Montessori’nin “kendim yapabilmem için bana yardım et” sözünden hareketle, sınıfı gözlemleyerek çocukların bir sonraki aşamaya hazır olup olmadığına karar verir ve kendi potansiyellerini gerçekleştirmeleri yolunda onlara rehberlik eder.

Günümüzde anaokulları Montessori’den etkilenerek çocuk boyutunda tasarlanmış sınıf mobilyalarını kullanmaktadır. Bu uygulama çevrenin çocuğa değil, çocuğun çevreye hakim olmasını sağlayarak ona bağımsızlık kazandırır. Ancak Montessori metodunda bu durum sadece mobilyalarla sınırlı değildir. Hatanın kontrolünü içeren materyaller, çocuğun kendini güvende hissetmesi için ihtiyacı olan her şeyin kendisinin temin edebilecek düzende olması, ,çocukların yemek saatlerine aktif olarak katılarak sofranın hazırlanmasına, toplanmasına ve yemek sonrası temizliğe katkı sağlamaları, sınıfın temizliğinden sorumlu olmaları ve okul içinde daha bir çok sorumluluğu yerine getirerek yaşama alanlarına sahip çıkması gibi düzenlemeler çocukların çevreye hakim olmalarına ve bağımsızlık kazanmalarına katkı sağlayan önemli uygulamalardır. Aynı uygulamaların ev yaşamında da yapılması gerekmektedir. Özellikle küçük çocuğun yetişkin yardımına olabildiğince az ihtiyaç duyacağı bir ortam yaratılmalı ve çocuk işlerini kendi başına yapması için özgür bırakılmalıdır. Çocuğun uyandığı zaman hiç kimseye bağımlı kalmadan ve ağlayarak beklemek zorunda kalmadan rahatlıkla kendi başına inebileceği bir yatak, yemeğini rahatlıkla yiyebileceği masa ve sandalye, suyunu temin edebileceği bir bardak ve sürahi, kapı önünde ayakkabılarını çıkarabilmek için oturabileceği bir sandalye çocuğun özgürleşme yolunda yapılacak düzenlemelere örnek verilebilir.

B)Yabancı Dil Eğitimi

İngilizce dersinde İngilizce öğretmeni kritik bir rol üstlenir. Öğretmen, öğrencisiyle yalnızca İngilizce iletişim kurmakla yükümlüdür. Ancak bunu yaparken öğrencisini anlamaya, ihtiyaçlarını sezerek cevap vermeye özen gösterir. Çocuk, İngilizce konuşmanın özel bir çaba ya da yapay bir etkinlik olmadığını, tam tersine hayatın doğal bir parçası olduğunu fark etmesi sağlanır. Öğretmeniyle oyun oynarken, yemek yerken ya da günün farklı anlarında iletişim kurabilmek için İngilizceyi kullanması gerektiğini gözlemler ve bunu deneyimleyerek öğrenir.

C)MÜZİK-ORFF Eğitimi

Okul öncesi dönemde müzik ve ritim eğitimi, çocukların gelişiminde çok önemli bir yere sahiptir. Müzik-Orff çalışmaları, öğrencilerimizin yalnızca müziksel becerilerini değil, aynı zamanda zihinsel, bedensel ve ruhsal gelişimlerini de destekler.

Orff eğitimi, farklı ritim aletleriyle (davullar, marakaslar, zil, ses boruları ve benzeri enstrümanlar) çocukların ritim duygusunu geliştirmelerine yardımcı olur. Bu çalışmalar sayesinde öğrencilerimiz:

·        Ritim kulağı kazanır,

·        Ses estetiği ve doğru dinleme becerisi edinir,

·        Müziğin evrensel bir dil olduğunu keşfeder.

D) Yaratıcı Drama

Drama eğitimi, çocukların yalnızca bir oyun etkinliği değil; aynı zamanda bilişsel, duyuşsal ve akademik gelişimlerini destekleyen güçlü bir eğitim aracıdır. Özellikle okul öncesi dönemde uygulanan yaratıcı drama çalışmaları, çocuklarımızın hem bireysel hem de grup içindeki gelişimlerine önemli katkılar sağlar.

Drama Eğitiminin Katkıları

·        Dilsel Gelişim: Çocuklar rol yapma ve canlandırma etkinlikleri sırasında yeni kelimeler öğrenir, cümle kurma becerilerini geliştirir ve ifade gücünü artırır.

·        Sosyal Gelişim: Grup çalışmaları sayesinde paylaşma, iş birliği yapma, empati kurma ve başkalarını dinleme alışkanlıkları gelişir.

·        Akademik Gelişim: Drama etkinlikleri; dikkat, hafıza, problem çözme ve yaratıcılık becerilerini güçlendirerek akademik öğrenmeye zemin hazırlar.


E) Akıl Oyunları

Akıl oyunları, çocuklara günlük yaşamda ihtiyaç duyacakları temel zihinsel becerileri kazandırır. Farklı materyaller, zeka oyunları ve strateji gerektiren etkinliklerle çocuklarımız, düşünmeyi eğlenceli bir süreç olarak deneyimler. Dersler sırasında yapılan çalışmalar, öğrencilerimizin aşağıdaki becerileri geliştirmesine yardımcı olur:

·        Dikkat / Konsantrasyon ve odaklanma süresini uzatma,

·        Algılama ve hafıza güçlendirme,

·        Görsel algı ve şekil tanıma becerisi,

·        Akıl yürütme ve mantıksal bağ kurma,

·        Karşılaştırma yapma ve analiz becerisi,

·        Farklı bakış açısı geliştirme,

·        Hızlı ve doğru karar verme,

·        Takım halinde çalışma alışkanlığı,

·        Problem çözme becerileri,

·        Kodlama ve algoritmik düşünme temelleri.

F) Dans

Dans, çocukların hem bedensel hem de ruhsal gelişimini destekleyen en etkili sanat dallarından biridir. Miniklerimizin eğlenerek öğrenmelerini sağlarken aynı zamanda onların özgüvenlerini, sosyal becerilerini ve yaratıcılıklarını geliştirmelerine katkıda bulunur.

Dans Eğitiminin Katkıları

·        Bedensel Gelişim: Dans, çocukların psikomotor becerilerini destekler, bedenlerini doğru kullanmayı öğrenmelerine yardımcı olur. Denge, esneklik ve koordinasyon becerilerini geliştirir.

·        Zihinsel ve Duygusal Gelişim: Ritim ve hareket sayesinde çocukların vücut-beyin koordinasyonu güçlenir, disiplinli çalışma alışkanlığı kazanırlar. Aynı zamanda başarma duygusunu tadarak özgüvenleri artar.

·        Sosyal Gelişim: Grup halinde yapılan dans çalışmaları, paylaşma, uyum sağlama, birlikte hareket etme ve grup bilinci oluşturma gibi sosyal becerileri güçlendirir.

·        Sanatsal Yön ve Estetik: Dans, çocukların estetik algısını ve sanatsal bakış açılarını geliştirir. Müzikle birleşen hareketler, onların yaratıcılıklarını özgürce ortaya koymalarını sağlar.

G) Jimnastik

Cimnastik, çocukların fiziksel, zihinsel ve sosyal gelişimine katkı sağlayan en temel spor dallarından biridir. Özellikle küçük yaşlarda başlanması, hem genel motor becerilerin gelişiminde hem de ileride diğer spor branşlarına geçişte sağlam bir temel oluşturur. İşte cimnastiğin çocuklar için faydaları ve diğer branşlara katkıları:

1. Fiziksel Gelişim

Cimnastik, esneklik, kuvvet, koordinasyon ve denge gibi temel fiziksel becerileri geliştirmede çok etkilidir. Çocukların erken yaşta bu becerileri kazanmaları, sağlıklı bir büyüme süreci yaşamalarını destekler.

2. Motor Beceri Gelişimi

İnce ve kaba motor becerilerin gelişiminde cimnastik çok önemli bir rol oynar. Çocuklar cimnastik sayesinde denge kurmayı, yön değiştirmeyi ve vücutlarını daha iyi kontrol etmeyi öğrenirler.

3. Duruş Bozukluklarının Önlenmesi

Düzenli cimnastik antrenmanları, omurga sağlığını destekleyerek duruş bozukluklarının önüne geçer. Bu, çocukların yaşam boyu sağlıklı bir duruşa sahip olmalarını sağlar.

4. Zihinsel Gelişim

Cimnastik, disiplin, sabır ve özgüven gibi değerleri küçük yaşlardan itibaren çocuklara kazandırır. Aynı zamanda problem çözme ve hedef belirleme yeteneklerini de destekler.

5. Sosyal Beceriler

Grup çalışmaları ve takım içindeki etkileşimler, çocukların sosyal becerilerini geliştirir. Cimnastik sayesinde çocuklar, iş birliği yapmayı ve takım ruhunu öğrenirler.

  ATÖLYELERİMİZ

.Yaşam Becerisi Atölyesi: Günlük yaşamda yapılması gereken ve sorumluluk bilincini kazandırmayı amaçlar.

.Gastronomi ve Mutfak Atölyesi: Temel mutfak becerilerini kazandırmayı amaçlar.

.Sanat Atölyesi: Yaratıcılığı geliştirmeyi, ince motor becerilerini güçlendirmeyi, duyguları ifade etmeyi kazandırmayı amaçlar

.Robotik Kodlama Ataölyesi: Problem çözme, algoritma düşünme ve yaratıcılığı desteklemeyi amaçlar.